
|
Harbiye
Marşı Kimindir? Onur Akdoğu 1969-
1970 yılında ve teğmen rütbesinde Çiğli-2.Ana Jet Üs Komutanlığı
Muhabere Taburu'na tayin olmuş, bu nedenle de, evimi İzmir-Karşıyaka'ya
taşımıştım. Doğal olarak, günlük mesai dışında müziğin içindeydim.
Kısa süre sonra da, Karşıyaka Çocuk Esirgeme Kurumu GTSM Korosu'nu
çalıştırmağa başladım. Bir süre sonra da, Karşıyaka'daki hemen
tüm müzikçileri tanıdım. Bunlardan biri Ziraat Bankası'ndan emekli
Nuri Yenidar, diğeri de emekli albay Hüsnü Öncü idi. Nuri Yenidar
ve Hüsnü Öncü Karşıyaka çarşısı içinde birlikte bir müzik mağazası
açmışlar, daha sonra ayrılmışlardı. Nuri Yenidar kanun çalıyordu.
Önceleri, sık sık Yenidar'ın mağazasına gidiyor, ben ud o kanun çalarak
fasıllar seslendiriyorduk. İşte, ben asker olduğum için, bu nedenle
yaptığımız bir konuşma sırasında, ilk kez onun ağzından Harbiye
Marşı'nın eski ortağı Hüsnü Öncü'ye ait olduğunu duymuştum.
Bizim de Hava Harbokulu'nda büyük bir sıklık ve hazla söylediğimiz
bu marşın bestecisinin Karşıyaka'da olduğunu öğrenmek beni çok
mutlu etmiş ve hemen Hüsnü Öncüyle de tanışmıştım. Dershanesi
vardı. Orada gitar, mandolin dersleri veriyordu. Asker ve müzikçi
olarak çok iyi anlaşmıştık. Kendisine, Harbiye Marşı'nın
bestecisi olduğunu Yenidar'dan işittiğimi söylediğimde, buruk bir
şekilde onaylamıştı. Kuşkusuz ki, ben o zamanlar, çalıp-söylemek
ve bestelemek dışında müziğin başka bir boyutu ile ilgilenmediğimden,
müzikolojik olarak bu gerçeğin tam bilincinde değildim. Bu nedenle
de, bu marşla ilgili Hüsnü Öncü'nün uğradığı haksızlığı doğrusu
bilmiyordum. Aradan yıllar geçip, 1983'de Etem Ruhi Üngör Musıki
Mecmuası'nın 402. sayısını olduğu gibi bu konuya ayırınca, marş'ın
bestecisiyle ilgili tartışmalı durum da ortaya çıkmıştı. Bu yazıda
Öncü'yle yapılan kısa bir görüşmeye de yer verilmiş ve bu görüşmede,
Öncü, Harbiye Marşı'nin bestecisinin kendisi olduğunu belirtmişti.
Şimdi, bu dergide yazılanlara ek olarak Hüsnü Öncü'yle 1997'de
yapmış olduğum iki ayrı söyleşi'den kasete kaydettiğim 16.8.1997
tarihli olanını özetle buraya alarak, bu konuya tümüyle açıklık
getirmek istiyor ve Harbiye Marşı'nın bestecisi olduğu halde alçakgönüllü
oluşu nedeniyle, bunu kamuoyuna duyurmayışının yarattığı yanlışlığı
ortadan kaldırmak istiyorum. Aramızdaki sözkonusu konuşma, aynen şöyle
geçmişti: "...
OA-Harbokulu Marşı'nın
hikayesini hatırlayabildiğin kadar anlatır mısın albayım? HÖ:
Rıza Prepoliçe diye bir
arkadaş vardı. OA:
Asker miydi o da ? HÖ:
Evet. Sonra hakim oldu. OA:
Sene kaçtı Harbokulu'nda. HÖ:
28. OA:
1928? HÖ:
Evet. Rıza Prepoliçe. hep başka
okulların marşını söylüyoruz. Biz kendimiz yapalım dedi. Ben, şair
vardı, Cevdet Şakir (Çetinel). Üç kişi oturduk. Altmış-yetmiş mısra
yazdık. Sonra baktık. hiçbir yerde böyle bir marş
yok. (Sözlerin uzunluğunu kastediyor.) OA:
Önce sözleri çalışıyorsunuz
değil mi? HÖ:
Evet. En çok mısra aldığımız
Cevdet Şakir'di.
Kuvvetli şair. Sonra azalttık. Nihayet başladık. Ben keman çalıyordum.
Harbiye'de de ben konservatuvara
gittim. Hocamız Cemal Reşit
Rey'di. (Konservatuvar'da) büyük baş
kemancılar vardı. Ondan sonra
karar verdik notaya almağa. OA:
Marşı kim yaptı? Siz mi yaptınız? HÖ:
Marşı ben yaptım.
OA:
Yani, müziği siz yaptınız.
Onlar müziğe karışmadılar
mı? HÖ:
Onlar, müzikle meşgul değillerdi
(ilgilenmezlerdi). OA:
Yani. müzikle ilgili değil
onlar, bilmiyorlar, evet. HÖ:
Ben, yalnız keman çalıyorum.
Avni diye bir arkadaş vardı. O da
girdi araya. O da
kuvvetliydi (edebiyatı). Hep seçtik
mısraları, birer birer seçtik. OA:
O şair miydi, Avni? HÖ:
Değil, sınıf birincisiydi. OA:
Sınıf birincisi. evet. HÖ:
Kıdemliydi o yalnız (Sınıf
kıdemlisi). Şurası şöyle oldu. böyle oldu. Üçümüzün
mahsulü yani. OA:
Müzik mi üçünüzün mahsulü?
HÖ:
Ya, herşey. OA:
Ama, müziği sen yapmadın
mı sadece? Onlar müzikçi değildi diyorsun?
HÖ:
Değil ama, şurası şöyle
oldu, burası olmadı diye... OA:
Sana nasihatte bulundular. HÖ:
Evet. OA:
Marşın tamamı sana ait ama
yine de (müzik olarak). HÖ:
Bana ait, esas benim.
Ben müzisyenim. OA:
Onlar, şurasını şöyle
yap, daha güzel olur falan
dediler herhalde, değil
mi? HÖ: Evet. OA: 1928? HÖ:
1929 Şubatı'nda. Sonra çıkardık
ortaya marşı. Bando 'nun önünde gidiyorum. Boyum kısa olduğu için öne çıkmıyorum da, baso'nun yanında
sopa sallıyorum. Bandonun şefi bendim. Tatbikata
gittik Kağıthane'ye doğru. Yürüyüşte söyleyelim dedik. Çünkü
epey söylemiştik dershanelerde.
Bizim kısım (sınıf) güzel
söylüyor. Altı kısım var. Onlar
da söylemeye başladı. Fakat, çok güzel söylüyorduk. Şişli'yi
inletiyorduk... Okula geldik. Arkadaşlar beni, Cevdet Şakir'i, ikimizi
kaldırdılar, omuzlarda girdik Harbokulu'na... Ondan sonra artık devam
ettik. OA:
Peki, Cevdet Şakir marş benim
diyor. Hep onun adı yazıldı. HÖ:
Yok canım, Rıza Prepoliçe
vardı. OA:
Yani, müziği benimdir diyor. HÖ:
Yok, müzikten anlamaz onlar. O
Şakir'e ders vermeğe kalktık,
keman dersi. Bıraktı, yok, kaabiliyet yok... OA:
Peki albayım, o marşın bu
kadar çok notası yayınlandı ve hep üstünde Cevdet Şakir Çetinel
yazdı. Hiç mi itirazın, üzüntün olmadı senin? HÖ:
Oldu. Dört-beş defa Kara
Kuvvetleri Komutanlığı'na' yazdım. Orda bir yeğenim vardı. Ama,
tabii şikayet ettim. Hiç ses gelmedi. OA:
Hiç cevap gelmedi mi? HÖ:
Gelmedi. OA:
O yazdığın dilekçeler,
tabii sende yoktur herhalde, değil mi? HÖ:
Yok. OA:
Yani, nüshalarını falan
saklamadın mı? HÖ:
İnkılapta... (27 Mayıs 1960
devrimi) kim uğraşacak onunla demiş (adını hatırlayamadığı
bir albay), daha önce
neredeydi, demiş. Kaçıncı müracaatım oldu. OA:
(Senin) müzik mağazasında
bir nota buldum. Senin el yazınla. Harbokulu Marşı. Eski yazı. O,
ilk yazılmış. şekli mi
acaba? Yani orjinali mi ? HÖ:
Benim ismim mi yazıyor orada? OA:
Evet, senin adın yazıyor. HÖ: Orjinali .. (Bu elyazısı notanın tıpkıbasımı için bkz: Ege'de Müzikçiler Ansiklopedisi/ Onur Akdoğu) OA:
Peki albayım, bu konuda bana söylemek
istediğin başka birşey var mı? Başkalarının sahip çıkmasıyla
(ilgili).. Vijdanen... Bir şey söylemek istiyor musun? HÖ:
Orduya maloldu bu. Benim üç-beş
defa çırpınmam kâr etmedi ...
|